Bir Çocuğun 100 Dili;
Bir çocuk 100'den ibarettir.
Bir çocuğun 100 lisanı,
100 eli,
100 fikri,
100 düşünme şekli, 
Oynama şekli ve konuşma şekli vardır.
100 her zaman 100
Dinleme şekli,
Sevme şeklidir;
Şarkı söylemek ve anlamak için,
Keşfetmek için…
100 zevk,
100 dünya
İcat etmek için,
Hayali kurulacak 100 dünya.
Bir çocuğun 100 lisani vardır;
(ve yüzlerce yüzlerce dahası)
Ama 99’unu çalıyorlar.
Okul ve bu kültür,
Kafayla vücudu ayırıyor.
Onlar çocuğa:
Elleri olmadan düşünmesini,
Kafası olmadan yapmasını,
Zevk almadan anlamasını,
Sadece yılbaşlarında ve bayramlarda
Sevip şükretmesini söylüyorlar.
Onlar çocuğa:
Zaten orada olan bir dünyayı keşfetmesini söylüyorlar
Ve geri kalan 99'unu çalıyorlar.
Onlar çocuğa:
İş ve oyunun,
Gerçek ve fantezinin,
Bilim ve hayal etmenin,
Yerin ve göğün,
Sebep ve rüyanın
Birbirine ait olmadığını söylüyorlar.
Ve onlar çocuğa
100’ün orada olmadığını söylüyorlar.
Çocuk onlara:
"İmkansız, 100 işte orada!" diyor.

II. Dünya savaşı sonrasında İtalya’nın kuzeyinde Reggio Emillia adı verilen 150,000 nüfuslu bir kasabada anne babaların çocuklarının eğitim alabileceği bir okul kurma girişimiyle başlayıp, bugün “Reggio Emilia” yaklaşımı adıyla tüm dünyaya yayılan bir okul sistemidir. Loris Malaguzzi bu yaklaşımın yaratıcısı ve öncüsüdür.“Eğitim her çocuğun hakkı” olduğu düşüncesiyle çocukların kaliteli bir eğitim alabilmesi için okul, aile ve toplumun işbirliği içinde çalışması gerektiği esas alınmıştır.

Bu yaklaşıma göre çocuklar hayatın anlamıyla ilgili cevaplar aramaktadırlar. Onlara cevabı vermek için acele etmemek, onun yerine cevabı kendilerinin bulması için teşvik etmek gereklidir. Erken çocukluk eğitiminde yapılması gereken, çocuklara gelişimlerini destekleyici ve ilerlemelerini teşvik edici bir ortam yaratabilmek ve kendi fikirlerinin gelişmesine fırsat tanımaktır. Çocukların sayısız yaratıcı, entelektüel ve iletişimsel potansiyelleri vardır ve her birine saygı gösterilmelidir. Çocuklar teoriler geliştiren, bilgi üreten, gözlem yapan, aktif deneyimler edinen, sosyal, duygusal ve zihinsel yönden farklı kaynaklara sahip olan kişilerdir.

Reggio Emilia yaklaşımında, çocuklara somut yaşantılar sunulur, bu sayede yeni deneyimler kazanmalarına yardımcı olunur. Çocuklar araştıran, üreten ve hipotezlerini test eden kişilerdir. Kendilerini ifade ederken çok farklı sembolik araçlardan yararlanabilirler. Örneğin, resim, heykel, müzik, gölge oyunları, dramatik oyun gibi. Reggio yaklaşımında buna “Çocuğun Yüz Dili” adı verilir. Çocukların düşüncelerini ve duygularını herkes tarafından görünür kılmak adına kullandıkları birçok sayıda dile sahip olduklarına inanılır. Bu diller aracılığıyla çocukların sembolik düşünmesi, yaratıcılığı ve iletişim becerileri gelişir.

Reggio Emilia Yaklaşımına göre büyüme sürecinde çocuk, gelişimini engelleyen bir “duvar”la karşı karşıyadır. Basma kalıp eski ve katı kurallar, güncelliğini yitirmiş kavramlar, yetişkinlerce benimsenmiş ancak anlaşılması kavranması zor ve geçerliğini kaybetmiş davranış ve tutumlar, geleneksel eğitim metotları bu "duvar"ı oluşturmaktadır. Bu yaklaşıma göre gelişim sürecinde çocuk önce yaşayan toplumdaki yeni kültürel değerler ve rolleri öğrenmesi için desteklenmelidir. Daha sonra çocuk gelişimini engelleyen ve eski değer yargılardan oluşan "duvar"la karşılaştığında bu "duvar"ı kendi kendine aşmayı başarmalıdır. Çocuk eğitiminde amaç çocuğun kendi kendine yeterli hale gelmesi ve karşılaştığı engellerle başa çıkmasıdır. Reggio Emilia yaklaşımına göre bu amaca ulaşmak için şu koşullar yerine getirilmelidir.

  1. Çocuğun gelişiminde bir çok probleme sebep olan mevcut pedagojik, toplumsal ve kültürel politikanın çocuk üzerindeki örseleyici etkisi engellenmelidir.
  2. Çocukların özgürlük, merak ve imgelerini teşvik etmek için öğrenme ve bilgi edinme sürecinde onlara fırsat sağlanmalıdır.
  3. Derinlemesine düşünme, yorum yapma, nesneler ve olaylar hakkında özümsemeler yapabilmesi amacıyla çocuğun hem potansiyelini hem kapasitesini kullanması için onun aktif olmasını sağlamak gerekir.

Genel anlamda okulumuzda Reggio Emilia yaklaşımı ile sekiz temel ilke ile benimsenir.

  1. Çocuk bir lider olarak algılanır.
  2. Çocuk bir işbirlikçi (ortak) olarak algılanır. Çocukların birbirleri, aileleri, öğretmenleri ve toplumdaki diğer bireylerle etkileşim ve iş birliği içinde olması önemlidir.
  3. Çocuk bir iletişimci olarak algılanır. Çocukların yaptıkları etkinlikler ile entelektüel gelişimleri desteklenir. Çocuğun değişik materyaller kullanarak araştırması, sorgulaması, hayal etmesi ve yapması onun, kendisini kendi "farklı doğal dilleri" ile ifade etmesini sağlar.
  4. Çevre üçüncü öğretmendir. Çevre çocukların gelişimini desteklemek üzere amaçlı bir biçimde zengin materyallerle düzenlenmeli ve etkileşimi destekler nitelikte olmalıdır. Çünkü çevre kendi başına çocuk için bir öğretmen görevini görür.
  5. Öğretmen bir ortak, bir rehberdir. Öğretmenler problem durumları yaratarak, farklı projeler geliştirerek çocuklarla birlikte öğrenme yaşantıları oluştururlar. Aynı zamanda çocukları yakından gözleyerek, sorular sorarak onların fikirleri, teorileri hakkında bilgi sahibi olmaya çalışarak öğrenme yaşantıları düzenlerler.
  6. Öğretmen aynı zamanda bir araştırmacıdır. Öğretmen kendisini, çocuklarla ilgili dokümanları oluşturmada, okuldaki diğer öğretmenler, çalışan personel ve ailelerle etkileşimde bir araştırmacı olarak görür.
  7. Aile bir ortak olarak algılanır. Ailenin çocuğun öğrenme deneyimlerine ve okul yaşantısına katılımı önemsenir.
  8. Organizasyon temellidir. Reggio Emilia yaklaşımının uygulandığı okullarda günlük etkinlikler dokümantasyon ve çocukların değerlendirilmesi çok iyi bir organizasyonu gerektirir.

 

Eğitim Ortamı

Reggio Emilia yaklaşımında ortam büyük bir önem taşımaktadır. Çocukların en iyiyi hak ettikleri anlayışı, Reggio Emilia eğitimcilerini güzel ve etkili ortamlar düzenlemeye yöneltmiştir. Okulumuzda ortamlar estetik bir biçimde hazırlanmıştır. Reggio Emilia sisteminin yer aldığı okullumuzda ortam öğrenmenin kendisidir, sadece fiziksel çevre değil, sosyal çevrede önemli bir yer tutmaktadır. Yaklaşımda çevre üçüncü öğretmen olarak kabul edildiği için, okulumuz çocuğun hayal ve yaratıcılığını destekleyecek şekilde düzenlenmiştir. Çevre için "öğrenmenin kendisi" ifadesi kullanılmaktadır. Çevrenin düzenlemesinde çocukların tüm duyularına hitap etmesi esas alınmıştır.

Reggio Emilia sisteminin yer aldığı okulumuzda materyallere ve çocukların çalışmalarının sergilenmesine büyük bir önem verilmektedir. Sınıflarımızda bulunan panolar çocuklara verilen değerin bir göstergesidir ve panolardaki çalışmalara çocukların akranlarıyla iletişim kurmalarının bir aracıdır. Panolar gün içerisinde çocuğun sınıfın hangi köşesinde vakit geçirdiği hakkında öğretmene bilgi vermektedir. Sınıflarımızda yeteri kadar geniş ve boş alanlar bulunur. Sınıflardaki alanlar, sanat, yazma, okuma, matematik, el becerisi, blok, bilim, elle ilgili veya dramatik oyunlar gibi çeşitli merkezlere ayrılmıştır. Sınıf duvarları çocukların yaptıkları çalışmalarla doludur. Çocukların yaptığı 3 boyutlu çalışmalar, çizimler ve diğer sanatsal nitelikli ürünler duvarlarda asılı olarak bulunur.

Bu çalışmalara baktığımızda, çocukların neler düşündüğünü anlayabiliriz. Sanatsal ürünler ve yaratıcılık okulumuzda büyük bir önem taşımaktadır.

 

Eğitim Programı

Okulumuzda ileri düzeyde yapılandırılmış programlara yer vermiyoruz. Program önceden belirlenmiştir ancak kesin sınırlara sahip değildir, programda esnek bir yapılandırma vardır. Öğretmen çocukların ilgi ve ihtiyaçlarına göre programı düzenlemektedir. Öğretmenler genel olarak proje ve etkinlikleri yönlendirecek hipotezleri ve genel amaçları belirlemekte ve sonuç olarak gerekli hazırlıkları yapmaktadır. Programda ayın "tema"sı belirlenmektedir. Her türlü aktivite bu konu çerçevesinde planlanmakta ve çocukların konuyu faklı şekillerde öğrenmelerine olanak sağlamaktadır. Örneğin o ayın konusu bitkiler ise ay içinde yapılan çalışmaların tümü bitkiler üzerinde kurulmakta ve çocuklara bitkiler ve onların yaşam alanlarını öğrenmeleri için fırsatlar sağlanır. Örneğin botanik bahçesine ziyaretler yapılır, bitkiler hakkında kitaplar okunur, sebze yemekleri yenir, resim çalışmaları yapılır.

  • Projeler beklenmeyen bir olayda bir çocuğun fikrinden yola çıkarak ya da bir yetişkinden gelen öneriyle başlayabilir.
  • Projenin süreci yetişkinler ve çocuklar tarafından iş birliği içerisinde gerçekleşmektedir.
  • Projeler esnasında çocukların bir birleri ile tartışmaları ve deneyimlerini tekrar gözden geçirmeleri daha iyi bir öğrenme için etkili bir yoldur.
  • Projeler çeşitli sembolik diller aracılığıyla araştırma, ifade etme, yeniden araştırma ve daha çok ifade etmeyi içermektedir.
  • Reggio Emilia projelerinde projelerin, ne kadar süreceği ve hangi yönde ilerleyeceği önceden planlanmamıştır.

Proje çalışmaları çocukların zihinsel kapasitelerini geliştirilmesinin yanı sıra sosyal beceriler kazanmalarında olanak sağlamaktadır. Çocuklar karar vermek için sorumluluk hissetme planlama yapma grupla karar verme, alan çalışması yapma, keşfetme ve fikirlerini ortaya koyarak paylaşma becerilerini geliştirir. Çocuklar çeşitli konularda uzmanlaşır ve iç görü kazanırlar.

Yukarı ↑