Oynamasını bilmeyen bir çocuk, hiçbir zaman düşünmesini öğrenmeyecek olan bir büyüktür.” der Jean Chateau. Gerçekten de böyle değil mi? Ne zaman oyun oynamaya kalksak mutlaka bir arkadaş çevresiyle etkileşime girmeli, belli kurallara uymalı, sıra beklemeyi öğrenmeli, yeri geldiğinde oyundan dışarı çıkmalı, kendini ifade etmeyi öğrenmeli, zihinsel becerilerini geliştirmeyi öğrenmeli, vücudumuzu kullanmalı ve tüm becerilerimizi etkin hale getirmeliyiz. Piaget oyunu bir uyum olarak ifade ederken, Montaigne oyunu, çocukların en gerçek uğraşıları olarak tanımlamıştır. Montessori ise oyunu, çocuğun işi olarak nitelendirmiştir. Grass’a göre oyun bir pratiktir. "Çocukluğun en üst gelişimi oyundur. Çünkü bu çocuğun ruhunda neler olduğunu tek başına serbestçe ifadesidir… Çocukların oyunu sadece bir spor değildir, birçok anlamlarla doludur." (Froebel–1903 sayfa, 22) Çocuklar oyun yoluyla hayatı deneyimleme fırsatı yakalarlar, farklı oyunlarla sahip oldukları becerileri ortaya çıkarırlar. Çocuklar sorunları bir yetişkin gibi ifade edemeyebilir ancak oyun ile ruhsal dışavurum gerçekleşir. Biz oyun ortamında izlediğimiz çocukları daha yakından tanıma fırsatı yakalarız. “Zeka ve akıl oyunu olarak neleri sayabilirsiniz?” şeklindeki bir soruya velilerin çok büyük bir bölümü; Lego, puzzle ve satranç olarak cevap verecektir. Halbuki bizzat üniversitelerde akademisyenler tarafından geliştirilmiş, beynin belli bölgelerini çalıştırmaya yönelik zeka ve akıl oyunları mevcuttur. Batıda pek çok ülkede de zeka oyunları ve düşünme becerileri dersleri yıllardır işlenmektedir. 

Zeka oyunlarıyla yapılan ders, aynı zamanda oyun faaliyetlerini de içerdiğinden, çocuğun en sağlıklı şekilde gözlemlenebileceği ve tanınabileceği bir imkan oluşacaktır. Çocuktaki paylaşma, merhamet, centilmenlik, kurallara uyma, mantık yürütebilme, yenilgiyi kabullenebilme, motivasyon, problem çözme becerileri gibi pek çok özelliği, dikkatli bakışlarla öğretmenler tarafından fark edilebilecektir. Zeka ve akıl oyunları çalışmalarının çocukların zeka seviyelerinde artışa sebep olduğuna dair araştırmalar da mevcuttur. Bunlardan en çok dikkat çekeni; Berkeley Üniversitesinde Dr. SilviaBunge tarafından yapılanıdır. Araştırmaya göre; 8 hafta süresince, haftada iki kez 1 saat 15 dakika zeka oyunları ile çalışma yapılan çocuklarda en az 13 IQ puanı artış gözlendi. Bu neredeyse normal zeka seviyesindeki bir çocuğun parlak zeka, parlak zeka seviyesindeki bir çocuğun ise üstün zeka seviyesine çıkabilmesi anlamına geliyordu. Zeka oyunları dersi ile çocukların derslerinde ve sınavlarında başarılı olabilmeleri için çok önemli gördüğümüz özel gelişim alanlarını:

1.Uzay algılama

2.Mantık yürütme

3.Konsantrasyon

4.Eşleştirme

5.Hafızada tutma

6.Hızlı düşünme

7.Savunma

8.Simetri

9.Sistemli ve doğaçlama gelişen sorunlara karşı çözüm üretme

10.Taktik geliştirme

11.Kısa ve uzun vadeli strateji üretme

12.Tahmin

13.Dikkat toplama

14.Şekil tanıma

15.Soyut düşünce

16.Direnme

17.Hayal gücü

18.Karar verme

olarak sıralayabiliriz. Zeka oyunları dersi ayrıca çocukların akranlarıyla beraber vakit geçirmelerine, sosyalleşmelerine, enerjilerini ekran başından ziyade arkadaşlarıyla sosyal ortamlarda geçirmesine de imkan tanıyacaktır. Zeka Oyunları dersinin uzun vadede çocukların diğer derslerine de olumlu manada ciddi katkıları olacağını düşünüyoruz. İyi planlandığı ve okullarımızda sağlıklı şekilde işlenebildiği takdirde bu ders sayesinde öğrencilerimizin, bilgisayar ve televizyon bağımlılığı probleminin de azalacağına gönülden inanıyoruz.

Yukarı ↑